You are currently browsing the archives for Ağustos, 2012.

Bir Ayağın Çıkış Hikayesi – 2

09 Ağustos 2012 // Posted in Dağcılık  |  No Comments

Ve özlem dolu süreç bitti… Dağlara tepelere kayalara dönüyorum.

   Koltuk değnekleri ile geçen 2 Ay… Sonra tek değnek ve derken olaydan 3 ay sonra değneklerden kurtuluş.

   Çok zormuş elleri kullanmadan hayata tutunmaya çalışmak. En zoru ise muhtaç durumda olmak.  Hiç tahmin etmezdim ayakla basınca kapakları açılan çöp kutularının bile bir engel olabileceğini. Servise binerken tutunacak yeri yoksa nasıl çekeceğim kendimi diye stres yaşadım her seferinde, çünkü ilkinde devrilmiştim basamaklarda. Ah o merdivenler, tamam binanın içerisine asansör yapmışsın eyvallah, ama dış girişlerde merdiven unutmuşsun be mimar kardeş. Teşekkür ederim her öğle yemeğinde üşenmeden tepsimi taşıyan arkadaşlar. Küvetimin içine girmeye çalışırken yaşadığım adrenalini anlatamam. Battal boy çöp poşetine sarılıp sarmalanarak yıkanmakta ayrı bir olaydı zaten. Ne kadar iyi bir sürücü olursan ol o değnekler ıslak zeminde kayıyor be abicim, iskeleye yanaşan motorlarda zemin genelde ıslak oluyor bak dikkat et, he birde umumi tuvaletlerde. Umumi tuvalet dedim de aklıma geldi, tek ayakla çömel bakalım çömelebilirsen, tamam çömeldin aferin, şimdi ıkın bakalım, ne o havalandın sanki?  yaşasın alafranga. Bu arada yaya geçidi çizgileri var ya, işte her biri sizi koltuk değnekleri ile gördüğü halde yol vermeyip geçen insan! sürücülere… Lan iki dakika dur bekle, sağlam olsam bile beklemen lazım yaya geçidi orası, ama onu geçtim halimi görüyorsun, canım kıçımda zıplaya zıplaya maymun olmuşum, dur iki saniye geçelim. Dar bir cepten para çıkartmak bile zor mırın kırın etme sabret biraz market sırasındaki insan, benim elimdekileri bir yere koyup dengemi bulmam lazım önce, peki senin dengen nerene kaçtı da huzursuzsun böyle?  Ve bir zaman sonra sinir bozan bakışlar, önce dedim bana öle geliyordur niye baksın millet ama yok ya yanından geçtikten sonra arkasını dönüp bakan bile var. Bunları ve dahasını yaşayan, bir ömür yaşayacak olan o kadar çok insan var ki… Ben sadece 2 ay içinde isyan ettim.

   Bunun dışında iyi yanları da var tabi, mesela koltuk değnekleri ile gittiğiniz bir tiyatroda ilgi görüyorsunuz, herkes yardımcı olmaya çalışıyor, o halde bile ordasınız… Oyunculara rastlarsanız teşekkür ediyorlar geldiğiniz için, hatta oyun esnasında gelip halimi hatırımı soran oldu. Arabada yanınızda bulunduğunuz sürücünün geçiş hakkı oluyor, polis çevirmesinden bile. Çevirmede inmemizi isteyen bir polise değneklerimi göstermem yetti. Artık ruhsat arasında değnek taşıyacağım sanırım. Upuzun kuyruklarda size yerlerini veren iyi insanların varlığını görüp mutlu oluyorsunuz teşekkür ederken.  O kadar zaten fazlada bir şey yok iyi yan olarak.

   Evde değnekleri kullanmıyordum. Tüm işlerimi sağ ayağımın üstünde zıplayarak hallettim. Bir zaman sonra dengeniz çok gelişiyor. Tepsi içinde uygun ölçüde doldurulmuş içecekleri dökmeden mutfaktan odaya tek ayak zıplayarak taşıyabilecek level a ulaşıyorsunuz. Koltuk değneklerini mümkün olduğunca kullanmamaya çalışıyordum çünkü ellerimi çok acıtıyorlardı. 1 aydır kullanmıyorum ama sol elimde serçe parmağı ve çevresinde hala bir his kaybı var. Sanki üstüne yatmışımda karıncalanmış gibi. Azalarak geçiyor oda. Ama işte sağ bacağı kullanmaktan ve diğerini hiç kullanmamaktan iki bacak arasında gözle görülür bir fark oldu. Sağ bacak maşallah yemiş yemiş semirmiş, hatta kardeşi sol bacağa hiç bişi bırakmamış tıfıl kalmasına neden olmuş iki kardeş gibiler yan yana. Aynı sorun dengede de ortaya çıkıyor tabi. İkisini de kullandıkça bu farklılaşmada yok oluyor tabi.

   Ayağımın alçısını olaydan 3 hafta sonra çıkardılar. Alçıdan çıkan ayak şiş pis bir görünüme sahipti. O kadar şiş gergin tuhaf bir görüntü beklemiyordum ve moralimi bozmuştu. Birde alçının içinde iken daha güvenli hissediyordum, alçı gidince kısa süreli bir tırsma geldi. Çünkü alçılı iken bir iki kez yanlışlıkla üstüne basar gibi olmuştum, çarpılır gibi bir acı yayılıyor vücudunuza. Alçının içinde iken oraya buraya çarptığınızda, ya da insanlar fark etmeden çarptıklarında bir koruma görevi görüyordu.  Şimdi alçı yokken daha korumasızdı. Kısa süreli bu güvensizliği atlatır atlatmaz yine zıp zıp gezmeye başladım tabi.

   Evde hapis kalabilecek bir insan olmadığım için o halimle gezmelerden uzak kalmadım. Koltuk değnekleri ile Taksimde de turladım Bahariye de de, sinemayada gittim, kampada. Bungee Jumping e gittim, ama atlamama izin vermediler, izlemekle yetindim. İşin birde logistik kısmı var tabi, sağ olsun arabası olan arkadaşlar beni taşıdılar. Birde taksileri zengin ettim bu süreçte. Sanırım bir scooter motor parası vermişimdir.

   Doktorun dediği 5 er dakikalık soğuk sıcak uygulamalarını pek yapamadım. Soğuk kısmını uyguladım ama sıcak tarafını pek uygulayamadım. Bunun dışında masaj çok yararlı. 6 hafta sonra doktor 15 – 20 kilo kadar ver üstüne ayağının dedi. Bu hafif basışlar ilk başta topuktan minik çivilere basarmış gibi bir acı veriyordu. Uzun süre kullanmamaktan oluyormuş bu acı. Yavaş yavaş basıyorum derken tek değneği bıraktım. Ve iki hafta içinde de diğer değneği de bıraktım.  Yavaş yavaş ve topallayarak yürüyordum. Yeniden ellerimi bırakarak hayatı sürmeye başlamıştım.  Bileğim hareket ediyordu ama şişlik nedeniyle yeterli bükülmeyi yapamıyordum.  Doktor fizik tedavi için sen istersen dedi, bende istemedim. Belki iyileşmeyi hızlandırabilir ama iş güç vakit bulamazdım. Bu arada ayağım çıktıktan sonra sadece 4 gün işe gitmeyip evde yattım, doktor heyet raporu vereyim sana 2 ay dediği halde işe gittim. Özel sektör bu… Gerçi işe gittim ama yoğun bir işte yoktu sağ olsunlar beni yormadılar, ayağımı uzattım iş bekledim. İyileşmemi bekliyorlarmış, ben iyileştim ve işler yoğunlaştı.

   İlk yürüme denemem tam bir Türk filmi sahnesi gibiydi. Koltuk değneğini bıraktım, yavaş adımlarla ve acı çekerek odaya doğru yürüdüm. Odaya girdim ve  güzelliğe “yürüyorum ben yürüyorum” sevinç gösterileri ile sarıldım. Tabi hemen şişti, buz falan koyduk. Bir müddet her yürüyüşümde şişti, buz uyguladım dinlendirdim indi. Bu bir süre böyle devam etti.

   Şimdi ayağımın durumu iyi. Topallama geçti. Uyku gibi uzun süre kullanmadığım durumlarda hafif bir kitlenme hissediyordum hafif bir topallamaya neden oluyordu, yürüdükçe yavaş yavaş açılıyordu. Ama oda zamanla azalmaya başladı. Arada az bir ağrı sızı hissediyorum, çok yorarsam minik bir şişlik halen oluyor. Ama kullandıkça daha hızlı düzeliyor. Ufak tefek kaya tırmanışlarına başladım bile. Ve yakında bir dağ faaliyetinde görüşmek dileğiyle…

   Yanımdan hiç ayrılmayan, her zaman bana destek olan sevdiklerime ve güzelliğe teşekkür etmeden olmaz.

(09.08.2012)

Değnekli Günlerden…

Değnekli-Günler

Dikkat:

Ayağımın çıkık halinin fotoğrafını ekliyorum, +18 dir. Dayanamam ben diyen tıklamasın, bakmasın. Uyarmadı demeyin.