Ballıkayalar’ da Piknikçi İstilası…

13 Haziran 2012 // Posted in Dağcılık  

 

10:00 Çadırımın etrafında sesler artıyor. Geldiler ve kendilerine yer yapıyorlar.

11:00 Sesler artıyor etrafımın sarıldığını hissediyorum. Çadırın sinekliğinden dışarıyı görebiliyorum. İçeri korkunç bakışlar atılıyor.

12:00 Çadıra fiziksel temaslar başladı, arada poller sallanıyor. Sesleri sanki içeride.

12:30 Çadırımın etrafını yavru piknikçiler sardı. Çadırımın kırmızısı ilgilerini çekmiş olmalı. Yetişkin piknikçilere ne olduğunu soruyorlar. Korkmaya başladım…

13:00 Az önce yavru bir piknikçi ile göz göze geldim. Ellerini gözlerinin etrafında birleştirip içeri baktı. Merak duyguları ile birlikte cesaretleride artıyor. Tehlikeli olmaya başladı.

13:15 Mangal dumanı ile saf dışı bırakılıp çadırdan kaçırılmaya çalışınılıyorum. İçersi göz yaşartıcı mangal dumanı ile doldu. Dayanmam lazım.

13:45 Mangal dumanı artık birçok piknikçi sürüsünden göğe doğru yükselmekte. Neyse ki havalandırmalarım sağlam dayanabildim bu saldırıya.

14:00 Duman ın yerini et kokusu aldı. Acıkmaya başladığımı biliyorlar. Bu ağır bir saldırı oldu. Peynir ekmeğimi yiyorum bastırmak için. Allah’ ım sen yardım et.

14:37 Çok kötü tuvaletim geldi. Dışarı çıkmam lazım. Ve en doğru zaman bu. Etleri pişti, yetişkin ve yavru piknikçiler şuan gözleri hiçbişi görmeden yemeklere saldırıyorlar. Aralarından piknikçi taklidi yaparak geçip tuvalete ulaşabilirim. Benim için dua edin.

15:10 Sağ salim çadıra döndüm. Ama az kalsın yakalanıyordum. Elinde karpuz, her ısırığında suyu yanaklarından akan bir piknikçi yavrusu ile göz göze geldim. Tam yetişkin piknikçiye beni işaret ederken ağacın arkasına saklandım. Çadıra ulaştım ama kalbim yerinden çıkacak gibi. Asıl süpriz beni çadırda bekliyordu. Uyur süsü verilmiş bir yavru piknikçi çadıra bırakılmış. Neyse ki truva atı taktiğini biliyorum. Yavru piknikçi uyandırılmamaya özen gösterilerek kapı dışına bırakıldı. Yetişkin piknikçi yavrusunu kaptığı gibi acaip sesler çıkartarak uzaklaştı. Artık benden korkmamaya başladılar. Durum kötüye gidiyor.

15:30 Korktuğum oldu, piknikçiler tarafından top saldırısı başladı. Voleybol adı altında saldırıya maruz kalıyorum. Kaçırılan toplar ne hikmetse benim çadırımda patlıyorlar. Hayatımı sağlam dış tenteye borçluyum. Daha ne kadar dayanabilirim bilmiyorum.

15:43 Çadırımın etrafına yaydıkları örtülere yayılan teyze piknikçileri dedikodulara başladılar. Sesler çadırımın içinde yankılanıyor aman Allahımm.

15:50 Dedikodu saldırılarına destek kuvvet, çekirdekleri çıkardılar. Birileri beynimi çitliyorr. Hayriye hanımın gelinide çocuk düşürmüş ayoll aaa, hayyıırrrr, küçük kız pek bi tembelmiş, hayıırrrrr, o adamın gözü dışarda kızzz diyim ben sanaa çıt çıt çıt çıt hayıırrrrr bu sene iyi fasülye varmış ama bey sevmiyorrr… çıt çıt çıt…

15:55 Saldırıya piknikçi yavrularıda “anneeeee anneeeeee” bağırışları ile katıldılar. Dayanamıyorum…

16:00 Artık kendimi kaybetmek üzereyim. Sanırım buraya kadarmış.

16:05 Kapımın önünde bir el var kapıyı açıyor. Sanırım çaresizliğimi farkettiler. Saldırı içeri sızıyor. elveda..

16:06 Bu el bu el… Rüya mı bu? Allah’ ım kurtuldummm. Destek kuvvet geldi. ve Canım dedi…

10.06.2012 (Bir Pazar Günü)

 

This entry was posted on 13 Haziran 2012 at 08:48 and is filed under Dağcılık. You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Leave a Reply (name & email required)